RSS

Arılar Çiçek renklerinin evrimi konusunda kilit role sahip


Avustralyalı araştırmacılar Arıların tercihleri ile güdülen çiçek rengi evrimini gösteriyor.

Arı'nın gözünden çiçek
İnsan gözüne sarı olarak gözüken bir çiçeğin Bir arının gözünden nasıl göründüğüne dair bir fotografik rekonstrüksiyon.

Avustralyadaki bir araştırma grubu, bu ülkedeki çiçeklerin evriminin çiçeklerin
tercihlerinden ziyade arıların tercihleri ile şekillendiğini göstermekte.
Proceedings of the Royal Society B’de yayınlanan makalelerinde, grup nasıl yüzden fazla
farklı çiçeklerin örneklerini topladıklarını ve sonra onları arıların en iyi şekilde
tespit edebildikleri renklerle karşılaştırdıklarını ve sonra da bu sonuçları Kuzey Amerika’daki
arılar ve çiçekler hakkındaki araştırma bulguları ile karşılaştırdıklarını açıkladı.

Avustralyadaki bir araştırma grubu, bu ülkedeki çiçeklerin evriminin çiçeklerin
tercihlerinden ziyade arıların tercihleri ile şekillendiğini göstermekte.
Proceedings of the Royal Society B‘de yayınlanan makalelerinde, grup nasıl yüzden fazla
farklı çiçeklerin örneklerini topladıklarını ve sonra onları arıların en iyi şekilde
tespit edebildikleri renklerle karşılaştırdıklarını ve sonra da bu sonuçları Kuzey Amerika’daki
arılar ve çiçekler hakkındaki araştırma bulguları ile karşılaştırdıklarını açıkladı.

Adrian Dyer tarafından yönetilen araştırma grubu, araştırmalarına daha önce
Kuzey Amerika’daki arılar ile çiçek renkleri arasındaki bağlantıyı bulmayı uman
başka bilim insanları tarafından yürütülmüş araştırmayı baz alarak başladı.
Orada araştırmacılar çiçek renkleri ile arıların görebildikleri ve onları çeken renkler
arasında yakın bir bağlantı keşfetmişlerdi.

Sonrasında araştırmacılar, Avustralya’nın dünya’nın geri kalanından milyonlarca yıl boyunca izole olmuş olması sebebiyle, eğer benzer renk desenleri Kuzey Amerika’dan bağımsız olarak böylesi bir bölgede de oluşuyorsa,
bunun arıların çiçeklere uyum sağladığını değil, iki bölgedeki çiçeklerin de arılara uyum sağladığını göstereceği
teorisinde bulundular. Yardımcı olan, önceki araştırmanın 34 milyon yıl kadar önce Avustralya diğer kıtalardan ayrılmadan önce adada açan çiçeklerin yavan ve neredeyse renksiz olduğunu göstermesi ve günümüzde Avustralya’nın devasa çeşitlilikteki parlak renkli çiçeklere ev sahipliği yapması sebebiyle, araştırmacılara
çiçeklerin renklenmesinin günümüzdeki haline nasıl geldiğini öğrenebilmek adına eşsiz bir şans tanımasıydı.

Takım bunu anlayabilmek için, 111 yerli türden örnekler topladı ve bu örnekleri bir spectrophotometer (belirli bir spektrum üzerinde ışığın farklı özelliklerini ölçen bir cihaz) kullanarak inceledi. Bu inceleme sonucunda, incelenen çiçeklerin hemen hemen tamamiyle arılardaki mavi ve yeşil mor ötesi görüş
reseptörleri ile uyumlu olduğu gözlendi. Ve sonuçlar Kuzey amerikada bulunanlar ile örtüştüğü için Takım iki bölgedeki çiçeklerin de benzer şekilde bir co-evolution(Birbirine bağımlı iki ya da daha fazla türün birlikte evrimleşmesi) geçirdiği ve dolayısıyla arıların kendilerine en iyi uyacak çiçekleri bulabilmek için değişmesi yerine, çiçeklerin, arıların aradıkları özelliklere reaksiyon göstererek adapte oldukları sonucuna vardı.

Bu yeni araştırma ayrıca, çiçeklerin kuşlar ve kelebekler yerine arıların zevkine uygun olarak adapte olmaları
sebebiyle, arılar çiçeklerin tozlaşması için birincil yol olduğunu, bunun da arı populasyonu düşüşe geçtiğinde
çiçeklerin de düşüşe geçeceğini ve belki de zengin renklerini kaybedeceğini gösteriyor.

Kaynak: www.phys.org

 
Yorum yapın

Yazan: Haziran 10, 2012 in Makaleler

 
Alıntı

Yeni kanıtlar insanların evrilmeye devam ettiklerini ve
türümüzün modern dünyada da önemli derecede doğal ve cinsel
seçilime mağruz kalmaya devam ettiğini kanıtlıyor.

Araştırma ortaya koyuyor ki, tıp ve teknolojideki gelişmelere ve tek eşliliğin yaygınlığının
artmasına rağmen, insanlar da tıpkı diğer türler gibi evrilmeye devam ediyorlar.

Viva La Evolucion

 

 

 

 

 

 

 

Sheffield üniversitesinin de dahil olduğu, uluslar arası bir çalışma grubundan bilim
insanları, tarım devriminden kaynaklanan demografik, kültürel ve teknolojik
değişikliklerin türümüzdeki doğal ve cinsel seçilim unsurlarını etkileyip etkilemediğini
belirleyebilmek için, 1760-1849 arasında doğan 6.000 kadar finlandalı’nın kilise kayıtlarını
analiz ettiler.

Proje lideri, Sheffield üniversitesi Hayvan ve bitki bilimleri departmanından Dr. Virpi
Luammaa: ” Teknolojik ve tıbbi gelişmelerin, türümüzün, tıpkı ‘vahşi doğadaki’ diğer türler
gibi, Hâlen evrildiği gerçeğini değiştirmediğini gösterdik. Evrimin çok uzun bir zaman
önce gerçekleşmiş olduğu ve türümüzü anlayabilmek için, insanların avcı-toplayıcı yaşam
sürdüğü zamanlara bakmamız gerektiği genel bir yanlış anlaşılmadır.” diyor

Dr. Lummaa ekliyor: “Çok yakın geçmişteki popülasyonlarda kayda değer bir seçilimin
gerçekleşmiş olduğunu ve muhtemelen hâla gerçekleşmekte olduğunu, dolayısıyla
insanların hem doğal hem de cinsel seçilimden hâla etkilenmeye devam ettiğini gösterdik.
Bununla beraber, belirli baskılar, bazı bireylerin daha iyi hayatta kalmasını sağlayan,
ya da daha başarılı eş bulmasını ve daha çok çocuk yapmasını sağlayan faktörler, zaman
içinde değişmiştir ve farklı popülasyonlar arasında farklılık göstermektedir.”

Bir çok hayvan türü için, Darwinci seçilim açısından araştırmacılar erkeklerin
dişiler ile eşit olmadığını buldular.

Wissenschftskolleg zu Berlin üniversidesinden baş araştırmacı Dr. Alexandre Courtiol şöyle diyor:
“erkeklerin çiftleşme başarısını artıran karakteristikler, dişilerin evrilmesini etkileyenlere
oranla daha hızlı evrilmektedir. Bu durumun sebebi daha fazla partner ile çitleşmenin
üreme başarısını erkekte kadından daha fazla artırdığı görülmesidir. Bununla beraber,
şaşırtıcı bir şekilde, seçilim toplumdaki fakir ve zengin insanları eşit ölçüde etkilemiştir.”

Uzmanların bireylerin tüm yaşam süreleri boyunca gerçekleşen seçilimi inceleyebilmeleri
için deneklerin bir çoğu hakkında detaylı bilgilere, yetişkinliğe kadar hayatta kalma,
çiftleşmeye erişim, çiftleşme başarısı ve her eş için doğurganlık durumu bilgilerine
sahip olmaları gerekmeteydi.

Soy araştırmacılığı Finlanda’da çok popüler ve kilisenin detaylı doğum, ölüm, evlilik ve,
vergi sebebiyle tutulan, malvarlığı kayıtları sayesinde en fazla kullanılabilir veriye
sahip ülke. Ayrıca ülkede taşınmalar 20. yüzyıla kadar oldukça sınırlıydı.

“Evrimi incelemek her doğmuş kişinin tüm yaşamını kapsayan birey tabanlı verilerden
geniş bir örnek hacmine sahip olmayı gerektirir.” Diyor Dr. Lummaa. ” Bizlerin
doğmuş herkes için yaşam olaylarını bildirecek tarafsız verikümelerine ihtiyacımız var.
Çünkü doğal ve cinsel seçilim, bireylerin farklı sınıflarında ve yaşam döngüsü boyunca
farklı davranır, türümüzün nasıl evrildiğini anlayabilmek için seçilimi bu özelliklere göre incelemeliyiz.

Kaynak: Science Daily

Darwinci Seçilim İnsan Evrimine Etki Etmeye Devam Ediyor.

 
1 Yorum

Yazan: Mayıs 1, 2012 in Makaleler

 

Yaşamın tahmin edilebilirliğini ölçmek için Evrimi baştan oynatma testi

500 milyon yaşındaki bakteri geni bu yıl evrilmek için ikinci bir şans yakaladı.Gene
Deney, biyologların evrimin hangi boyutlarda öngörülebilir olduğunu anlamalarına yardımcı olabilir

Biyologlar uzun zamandır yaşamın, eğer kasedi baştan oynatabilseydik, benzer şekilde gerçekleşip gerçekleşemeyeceğini
merak etmekte. Atlanta’da ki Georgia Tech üniversitesi’nden Eric Gaucher ve Betül Arslan bu sorunun cevabını bulmayı umuyorlar.

Protein sentezinde hayati bir rolü bulunan EF-Tu adlı,
Esherchia coli bakterisinde bulunan, bir gen üzerinde odaklandılar.
Gaucher daha önce bir çok modern bakterinin DNA dizilişlerini
karşılaştırarak aynı genin DNA dizisinin 500 milyon yıl önceden
kalmış olması gerektiğini bulmuştu.

Şimdi ise Arslan bu çağlar öncesi geni sentezleyip
E.coli bakterisinin modern gen versiyonunun yerine yerleştirdi. Eski gene sahip
bakteri normalin yarısından daha az bir hızla büyüdü. Daha sonra Arslan sekiz
bakteri soyunun birbirinden bağımsız olarak 1000 nesil boyunca evrilmesine izin
verdi.

Tüm sekiz soy da nihayetinde daha hızlı büyümeye başladılar-evrimin gerçekleştiğinin
bir işareti. Fakat Arslan bu soyların genomlarını sıraladığında EF-Tu geninin
değişmediğini gördü. Evrimleşen -her soyda farklı olarak- EF-Tu ile etkileşime
geçen genlerdi. Arslan, bu çalışmasını NASA’nın 2012’de Atlanta’da ki Astrobiyoloji bilim konferansında
sundu.

Protein sentezinde etkileşime geçen genlerin bu kadar fazla olması rastgele mutasyonların
EF-Tu yerine onun partnerlerinden birisine denk gelmesinin çok daha olası olduğu anlamına
gelmekte.Nihayetinde EF-Tu’da evrilmeye başlayabilir, ya 500 milyon yıl önce başlayan benzer yolu izleyerek
Ya da farklı bir yol ile. Deney devam etmekte…

Kaynak: http://www.newscientist.com

 
Yorum yapın

Yazan: Nisan 29, 2012 in Makaleler

 

İndirgenemez karmaşıklık Neden budalacadır?

Micheal Behe’nin “indirgenemez karmaşıklık” terimi, dürüst olmak gerekirse, açıkça budalalıktır –ve işte sebebi.

“İndirgenemez karmaşıklık” basit bir konsept. Behe’ye göre bir sistem eğer içerisindeki bir parça kaybolduğunda işlevini yitiriyorsa, bu sistem indirgenemez karmaşıklıktadır. Behe indirgenemez karmaşıklıktaki sistemlerin doğrudan, kademeli evrimsel mekanizmalar ile evrimleşemeyeceğine inanmaktadır.

Ancak, standart genetik süreçler kolaylıkla böyle yapılar üretebilir. Neredeyse bir yüzyıl önce, bu belirli sistemler Nobel ödüllü Genetikçi H.J. Muller tarafından, evrim teorisi kullanılarak, öngörüldü, betimlendi ve açıklandı. Bu nedenle, aşağıda da açıklanacağı gibi, sözde “indirgenemez karmaşık” yapılar aslında evrimleşebilir ve indirgenebilirler. Behe, indirgenemez karmaşıklığa yanlış isim vermiştir. Devamı için tıklayın.

 
Yorum yapın

Yazan: Ocak 2, 2012 in Makaleler

 

Yamyamlarda oluşan gen değişimi, evrimin işbaşında olduğunu ortaya koymakta.

İnsan evriminin işleyişinin bir karesi. Yalnızca insan beyni yiyerek geçen bir hastalık olan kuru’ya karşı bir genetik mutasyon sadece son 200 yılda oluştu ve yayıldı. Devamı için tıklayın… Kabile
 
Yorum yapın

Yazan: Ocak 2, 2012 in Makaleler

 

Evrim bir gerçek ve bir teoridir.

Biyolog olmayan insanlar biyolojik evrim hakkında konuşurken, genellikle tanımın iki farklı bakış açısı kafalarını karıştırır. Bir yanda modern organizmalarının önceki ata organizmalardan evrilip evrilmediği ya da modern türlerin zaman içerisinde değişmeye devam mı ettiği sorusu. Diğer yanda gözlemlenmiş değişikliler mekanizması hakkında sorular.. Evrim nasıl gerçekleşir? Biyolog, biyolojik evrimin varlığını bir gerçek olarak adlandırır. Devamı için Tıklayın

 
Yorum yapın

Yazan: Ocak 2, 2012 in Makaleler